8 Nisan 2012 Pazar

Üçüncü Sezonun İlk Fark Yaratan'ı Down Sendromlu Gençlere İş Hayatının Kapılarını Açan "İZEV"

Sabancı Vakfı’nın desteğiyle hayata geçen "Fark Yaratanlar" programının 4 Kasım 2011 tarihindeki konuğu, engelli gençleri istihdam etmek üzere Down Cafe’yi kuran İZEV (İstanbul Zihinsel Engelliler Vakfı).

“Hepiniz birbirinizden şeker ve çok tatlısınız. Müşterisine bu kadar saygılı ve nazik davranan garsonları başka yerde görmedim. İyi ki varsınız.” Bu satırlar Mecidiyeköy’deki bir kafenin not defterine bir müşteri tarafından yazıldı. O defter, bunun gibi daha pek çok notla dolu. Çünkü o kafede sadece işini çok iyi yapan down sendromlu gençler çalışıyor.

Çocukları engelli olan aileler tarafından 18 yıl önce kurulan İstanbul Zihinsel Engelliler Vakfı (İZEV), Mecidiyeköy’de Saadet İlkokulu’nun bahçesinde kurulan barakada çalışmalarına başladı. İZEV; Milli Eğitim Bakanlığı’nın verdiği destekle yıllar içinde 4 katlı bir okul, spor salonu ve mutfak açtı. İZEV son olarak, down sendromlu gençler için Down Cafe’yi hayata geçirdi. Down Cafe’de, otelcilik konusunda sertifika almış engelli gençler hizmet veriyor. İZEV, Down Cafe’de down sendromlu gençleri istihdam ederek, onların hayatlarında yeni bir pencere açarak fark yaratıyor.







Öğrenme Güçlüğü Nedir
öğrenme GüçlüğüÖzel öğrenme güçlüğü, bir çocuğun zekası normal yada normalin üstünde olmasına rağmen dinleme, düşünme, anlama, kendini ifade etme, okuma-yazma veya matematik becerilerinde yaşıtlarına ve zekasına oranla düşük başarı göstermesidir. 
Öğrenme ve algılama sorunu çocuğun doğumu ile başlar. Eğitim süreci içinde edinilemez. Yaşam boyu süren bir bozukluktur. Dil gelişimi ve kullanımı, konuşma, okuma-yazma, matematik becerilerini etkileyen bir sorun olduğu için, bireyin eğitimini, mesleğini, sosyal ilişkilerini, günlük aktivitelerini, benlik saygısını etkiler.
Çocuğun zihinsel yeteneği olmasına rağmen, akademik açıdan gerilik göstermesi, öğrenme güçlüğü nün en çarpıcı özelliğidir. Birçok çocuk için öğrenme güçlüğü okula başladıklarında ve akademik beceriler kazanmakta başarısız olduklarında göze çarpar
Özel öğrenme bozuklukları ( öğrenme Güçlüğü )- Beyindeki bazı farklılıklar nedeniyle öğrenme süreçlerinden bir veya bir kaçında aksama olmasıyla ortaya çıkar.
- Her çocuğun iyi olduğu yada zorlandığı alanlar vardır.
- Her çocuk kendine özgüdür.
- Görme işitme sorununa bağlı değildir. 
27.10.2010 tarihli Resmi Gazeteden: Merkezi Ankara’da bulunan “Zihinsel Yetersiz Çocukları Yetiştirme ve Koruma Vakfı”nın izin almadan yardım toplayabilen kuruluşlardan sayılması İçişleri Bakanlığının 28/5/2010 tarihli ve 1678 sayılı yazısı üzerine , 2860 sayılı Yardım Toplama Kanununun 6’ ncı maddesine göre , Bakanlar Kurulu’nca 14/6/2010 tarihinde kararlaştırılmıştır.

Zihinsel Yetersiz Çocukları Yetiştirme ve Koruma Vakfı, 1982 yılından beri Türkiye’de zihinsel engelli çocukların eğitimleri ve gelecek güvencelerini olabildiğince yaygın ve kalıcı şekilde karşılayabilmek için çaba göstermektedir. Bu sayfanın solunda bulabileceğiniz seçenekler menüsünden Vakfımızla ilgili daha ayrıntılı bilgilere ulaşabilirsiniz

tatli_minik1.jpg

Turner Sendromlu Ayşe'nin Annesi anlatıyor



Ayşe doğduğunda diğer bebeklerden biraz daha küçük ama çok sevimli bir bebekti. El ve ayak sırtlarında şişlikler mevcuttu. Doktorlar bazı tetkiklerden sonra Ayşede Turner Sendromu olduğunu söylediler.
Turner'lı bir bebeğin annesi olmak ciddi beslenme problemleri ile uğraşma yükümlülüğünü de getirmişti. Ayşe yediklerinin büyük bir kısmını kusuyordu. Annesi bebeğinin hiçbir zaman düzgün beslenemeyeceğini düşünmeye başlamıştı. On sekiz ay boyunca pek çok uykusuz geceler yaşadılar. Komşuları, tanıdıkları ve görenler Ayşenin annesine bu çocuğu hiç mi beslemiyorsunuz gibi sorular soruyorlardı. Çeşitli beslenme önerileri ve doktorlar önerenler de vardı. Ancak Turner Sendromunun adını hiçbiri daha önce duymamıştı.
Ayşe 2.5 yaşında iken sık sık orta kulak iltihabı geçirdiği için kulaklarına tüp takıldı.
Ailesi bu sorunların geçici olduğunun bilincindeydi ve her seferinde problemlerini akrabaları ve arkadaşları ile paylaşarak yenmesini bildiler.
Ayşe çok sevimli, hareketli, hep mutlu, pozitif bir kızdı. Daha sonraları da kendi ihtiyaçlarını karşılamada ve eğitimini devam ettirme konusunda çok başarılı oldu. Annesi Ayşenin bu günlere gelene kadar epey zorluk yaşadığını söylüyor. Ama artık Ayşe 21 yaşında, boyu 147 cm ve kendine ait bir hayatı olan bir genç hanım. Bir büroda sekreter olarak çalışıyor.

Turner Sendromu İle Yaşamak


Turner sendromlu kişilerin boyları kısa olduğu için çevrelerindeki insanlar onlara küçük muamelesi yapabilirler. Bu son derece yanlış bir tutumdur. Turner sendromlu kızlar zaten fiziksel olarak yaşıtlarından farklı göründükleri için onların arasına katılmakta zorluk çekerler. Onlarla spor aktivitelerine katılmak istemezler. Halbuki spor aktiviteleri hem beden , hem ruh sağlığı açısından önemli olduğundan ihmal edilmemelidir. Jimnastik, kayak, dalma gibi sporlarda kısa boylu insanlar daha başarılı olduklarından Turner sendromlu kızlar bu sporları yapmaya teşvik edilebilirler. Bu kızlar ayrıca görünüşlerinden dolayı arkadaş ortamına da girmek istemezler. Turner iletişim gruplarına katılmaları bu konuda kendilerine olan güvenin artmasına sebep olabilir. Çünkü bu gruplar sayesinde hem bu kızlar hem de aileleri kendileri gibi düşünen, kendilerinin yaşadıkları tecrübeleri ve hayal kırıklıklarını yaşayan ve onları anlayan insanlarla bir araya gelmiş olurlar.
Her çocuğun olduğu gibi Turner'lıların da zayıf ve güçlü yönleri bulunmaktadır. Ailelerin görevi kızlarının güçlü yönlerini ortaya çıkarmak ve zayıf yönlerinin önemsiz olduğunu O'na hissettirmektir.
Turner sendromunun sebep olacağı problemler genellikle acil tedaviyi gerektirmemekle birlikte erken teşhis ve tedavi edilmezlerse ciddi sonuçlar doğurabilirler. Turner sendromu pek çok organ sistemini etkilediği için bu kişiler farklı branşlardaki doktorlar (hormon hastalıkları ile ilgili uzman-endokrinolog, kalp doktoru-kardiyolog, kulak-burun-boğaz doktoru gibi) tarafından takip edilmelidirler. Tıp alanındaki gelişmeler sayesinde Turner'lı kadınlar da diğer kadınlar gibi iş kariyeri yapabilir ve aile kurabilir hale gelmişlerdir.

Down Sendromu Nedir?


Down Sendromlu çocuk sahibi ailelerin en büyük düşmanı bilgi eksikliğidir. Bu yüzden, "Down Sendromu nedir?" sorusunu cevaplamaya çalışacağız. Bunu yaparken kullanacağımız bazı terimler size  yabancı gelse de endişelenmeyin, bunların daha doyurucu açıklamalarını gönüllü ailelerimizde bulacaksınız.
En basit tanımıyla Down Sendromu çocuğunuzun vücudundaki hücrelerin 46 yerine fazladan bir kromozoma, yani 47 kromozoma sahip olmasıdır. Down Sendromu bir hastalık değil genetik bir farklılıktır.
İnsan vücudunu oluşturan hücrelerin çekirdekleri, kromozomlarla birbirlerine bağlanmış olan genlerden oluşmuştur. İşte bu genler ve kromozomlar fizyolojik ve kişilik yapımızın ana unsurlarıdır, dolayısıyla çocuğunuzun fazladan sahip olduğu bir kromozom onun hayatını etkileyecektir. Kromozom anomalilerinin çoğunda embriyo gelişemez. Down Sendromu embriyonun gelişimini tamamlayabildiği bir durumdur.
Çocuğunuzun fiziksel görünümü diğer çocuklardan biraz farklı olabilir, bir takım sağlık sorunları bulunabilir. Fakat unutmayın ki, bazı çocukların sarı saçlı, bazılarının mavi gözlü olması gibi sizin çocuğunuzun da Down Sendromlu olması bir genetik farklılıktır.Down Sendromu konusunda iki şey kesindir. Birincisi, Down Sendromunun kaynağı anne-baba değildir ve hamilelik öncesi veya sırası olan hiç bir şey çocuğun Down Sendromlu doğmasına yol açmaz. İkincisi, diğer çocuklar gibi Down Sendromlu çocukların da kendilerine özgü kişilikleri, yetenekleri ve düşünceleri vardır. Diğer çocuklar gibi onlar da farklı kişiliğe sahip bir birey olarak büyüyeceklerdir.
Dünyanın her yerinde ve tüm insan ırklarında Down Sendromu mevcuttur ve zamanla ortaya çıkan bir durum değildir. Down Sendromlu insanların, insanoğlunun oluşumundan beri var olduğu düşünülmektedir. Dolayısıyla Down Sendromunu yaşamın doğal bir parçası olarak kabul etmek yanlış olmasa gerek.

zihinsel engelli show


Zihinsel Engelliler için Eğitim ve Dayanışma Vakfı


ZİHİNSEL ENGELLİLER ÖĞRETMENLİĞİ KURSi


Birde bunlar var arkadaşlar

Zihinsel Engelliler Öğretmenliği Kursu

Görme, işitme engelliler, sınıf, anaokulu, çocuk gelişimi ve okul öncesi öğretmenliğinden mezun olup ataması yapılamayanlara müjde.

Üniversitelerin görme, işitme engelliler, sınıf, anaokulu, çocuk gelişimi ve okul öncesi öğretmenliği bölümlerinden mezun olup ataması yapılamamış öğretmen adayları, alacakları kurs ile "Zihinsel Engelliler Sınıf Öğretmeni" olarak atanabilecek.

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) ile Gazi Üniversitesi (GÜ) işbirliğinde gerçekleştirilecek "Zihinsel Engelliler Sınıf Öğretmenliği Sertifika Programı" için GÜ Rektörlük Binasında protokol imza töreni düzenlendi.
Törende konuşan GÜ Rektörü Prof. Dr. Rıza Ayhan, uygulanacak bu programın Türkiye açısından çok önemli olduğunu, Türkiye'de özel eğitime ihtiyacı olan yaklaşık 8.5 milyon gencin bulunduğunu belirtti.

MEB Müsteşarı Muammer Yaşar Özgül de, engellilerin eğitiminin öğretmenler aracılığıyla gerçekleştiğini, ancak sadece 9 üniversitede özel eğitim verebilecek öğretmen yetiştiren bölümün bulunduğunu belirterek, "Bunlar yılda 145 mezun vermektedir. Ülkemizdeki engelli vatandaş sayısını göz önünde bulundurduğumuzda bu gerçekten çok düşük bir rakamdır. Dolayısıyla engelli çocuklarımızın eğitimi için eğitim verecek öğretmen sayısının yeterli olmayışı bu tür programların, kursların açılmasına yönlendirmiştir" diye konuştu.

"Zihinsel Engelliler Sınıf Öğretmenliği Sertifika Programı" protokolüne göre programdan 3 yıllık süre zarfında üniversitelerin belirtilen bölümlerinden mezun olanlar yararlanabilecek. 1500 öğretmen adayı kursa katılabilecek. Sertifika programında başarılı olan 600 aday resmi özel eğitim kurumlarına atanacak. Programa katılan adayların eğitim giderleri katılımcılar tarafından karşılanacak.

Görme, işitme engelliler öğretmenliği branşında KPSS'de 50 ve üzeri, diğer branşlarda ise KPSS'de 65 ve üzeri puan alan adaylar sertifika programına başvurabilecek. 

özel eğitim

bireyselleştirilmiş ve özel olarak bu alanlarda yetiştirilen personelle engelli çocuklara verilecek eğitim birçok engelli bireyi kendi ayakları üzerinde durabilecek seviyeye getirmektedir. hep beraber tüm engelli öğrencilerimize eğitim götürelim